Advertisements
//
You're reading...
Events, headlines, kurds, New York, People

Erol Mintaş: Kürt sineması politik konularla sınırlı kalmamalı

DSC_0203 (2)

Ergülen Toprak / New York

Son yıllarda başarılı projelere imza atan Kürt yönetmen Erol Mintaş, Kürt sinemasının politik konuların dışında da projeler üretmesi gerektiğini söyledi. Kürt sinemasının belli bir alana hapsedilmesinin Kürtçe’ye haksızlık olduğunu ifade eden Mintaş, “Kürtçe ile her türlü hikâyeyi anlatabilirsiniz. Bir bilim kurgu filmi neden Kürtçe çekilmesin ki?” diye sordu.

“Klama Dayika Min” filmi ile birçok yerli ve uluslararası festivallerde ödül alan Mintaş, kısa bir süre önce filminin gösterimi için geldiği New York’ta Rudaw’ın sorularını yanıtladı.

Yeni filminiz epey ilgi gördü. Hangi festivallere katıldınız ve kaç dalda ödül aldınız?

Filmin dünya prömiyerini Saraybosna Film Festivali’nde yaptık. Orada “En İyi Film” ve “En İyi Erkek Oyuncu” ödüllerini aldık. Türkiye prömiyerini de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yaptık. Orda da “En İyi İlk Film,” “En İyi Erkek Oyuncu,” “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ve “En İyi Müzik” ödüllerini aldı. Daha sonra Fransa’da gerçekleştirilen Nantes Film Festivali’nde de “Seyirci Ödülü” ve en iyi ikinci filme eşdeğer “Silver Baloon” ödülünü aldı. Sonra Belçika’da “En İyi Erkek Oyuncu” ve “Jüri Özel Ödülü”nü aldı. Malatya Film Festivali’nde de hem “En İyi Senaryo” ödülüne, hem de başrolde oynayan Zübeyde Hanım da Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) tarafından verilen “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü.

Filme olan ilgiyi nasıl buluyorsunuz?

Film, festivallerden sonra Türkiye’de vizyona girdi. Vizyonda da 10 binin üzerinde gişe yaptı. Filmin DVD’si de yakın tarihte piyasaya çıktı. Çok sıcak bir ilgi var. İzleyiciler çok farklı noktalarda da olsa filmle bir bağ kurdu ve filmi sahiplendi. Biz imkânlarımız yeterli olmadığı için tanıtım yapamadık ama filmi izleyenler sayesinde filmimiz tanınmaya başlandı. Genel olarak ben filme olan ilgiden ve seyircinin reaksiyonundan memnunum.

Bu filmi yönetmenlik kariyerinizde nereye koyuyorsunuz?

Bu benim ilk uzun metrajlı filmimdi. Daha önce iki kısa film yapmıştım; “Butimar” ve “Berf.” Bu aslında iki kısa ve bir uzun filmden oluşan bir anne-oğul üçlemesiydi. Dolayısıyla “Klama Dayika Min” ile birlikte bu üçleme de bitmiş oldu. Daha yolun başındayım, öğreniyorum açıkçası. Kendi sinema dilimi oluşturmaya çalışıyorum. Yaptığım işler gelecekte yapacağım işler için de referans oluyor.

Filmin çekim sürecinde ne gibi zorluklar karşınıza çıktı?

Bağımsız sinema yapmak ve onun bütçesini bulmak biraz zor bir iş. Film, festival yolculuğuna başlayana kadar dört yılımızı aldı. Bütçenin üçte birini Türkiye Kültür Bakanlığı’ndan aldık. Fransa’dan CNC ve Almanya’daki yapımcımız Mitos Film’in büyük desteği oldu. Kamera setini de onlar yolladı. Bazı Kürt işadamı arkadaşlarım da destek verdi. Doğu Beyazıt Belediyesi’nin büyük desteği oldu. Daha çok bir dayanışma filmi oldu diyebilirim. Zaten jenerikteki listeden de anlaşılıyor bu. Ama en büyük zorluğu anne karakterini bulmakta yaşadık.

Nasıl bir zorluk?

Türkiye ve Kürdistan’da böyle bir karakteri oynayacak 70-75 yaşında profesyonel bir oyuncuyu bulmak kolay değildi. Dolayısıyla ben de amatör bir oyuncu bulmak istedim. Çünkü ben Kürtçe’nin doğal ve temiz bir şekilde kullanılmasını istiyordum. Yoksa Kürtçe bilmeyen bir oyuncu da bulabilirdim. Diyalogları ezberlerdi ama o samimiyet ve doğallık olmayacaktı. Nigar karakterini oynayacak oyuncuyu bulmak iki yılımı aldı. Birçok insanla görüştük. Zübeyde Ronahi ile çalışmaya başladıktan sonra şunu gördüm ki, çok muazzam bir zekâsı var. Kendini değil de benim yazdığım karakteri oynayıp ortaya çıkaracak yeteneklere sahip. Bu, Zübeyde Hanım’la çalışmak için en büyük sebep oldu benim için. Sanki yılların oyuncusuymuş gibi bir oyunculuk sergiledi. İşini çok ciddiye alarak yaptı. Biz de ondan çok şey öğrendik.

Filminiz New York Türk Film Festivali’nde gösterildi. Chobani firmasının sahibi Amerikalı Kürt işadamı Hamdi Ulukaya da festivale sponsor oldu. Festivali nasıl buldunuz?

Benim için önemli olan filmimi gösterme imkânı bulmaktı. Kürt toplumu ve Amerikalılar da vardı salonda. Kimin filmi gösterdiğinden ziyade kimin filmi izlediği belirleyici oluyor. New York’tan önce Boston Türk Film Festivali’nde gösterim oldu. Gayet olumlu tepkiler aldım. Hamdi Bey (Ulukaya) de bu tür sanatsal organizasyonları desteklemek istiyor. Gösterime de katıldı. Filmi birlikte izledik. Umarım bir gün Kürdistan Film Günleri de olur New York’ta.

İzleyiciden filme gelen reaksiyonu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bazı insanlar kafalarındaki sorunun yanıtını filmde bulmaya geliyor. İstediği yanıtı bulursa film iyi, bulamazsa film kötü onların nazarında. İnsanlar bazen bir filme gereğinden çok büyük bir anlam yüklüyor. Bir film bir toplumun tüm sorunlarını anlatamaz. Bu film de bir anne ve oğlunun dünyasından bir kesiti anlatıyor. Kürt meselesi konusunda Kürtler ve Türkler’in konuşacağı ve tartışacağı çok şey var. Bunları tartışmak ve konuşmak da gerekiyor ki, varsa bir ortak çözüm çıkabilsin. Bunu yaparken karşılıklı olarak nefreti körüklememek lazım. Kavga etmeden, kırıp dökmeden tartışmak gerektiğine inanıyorum.

Bir sonraki projenizi belirlediniz mi?

Şu anda üzerinde çalıştığım bir proje var. Saraybosna’da düzenlenen Sarajevo Film Festivali kapsamında yapılan CineLink Projesi’ne seçildi. İkinci uzun metraj filmim olacak. Biraz farklı bir çalışma düşünüyorum. Daha çok günümüz modern dünyasının eleştirisini yapan bir film olacak. Ben de zaten bir arayış içerisindeyim, farklı şeyler denemek istiyorum. Nedense Kürtçe ile çok farklı tarzda hikâyelerin anlatılabileceğine inanmıyor insanlar. Kürtçe çekilen filmlerin sadece politik olarak Kürt meselesini anlatan filmler olacağını düşünüyorlar ki, bu Kürtçe’ye de haksızlık. Kürtçe ile her türlü hikâyeyi anlatabilirsiniz. Bir bilim kurgu filmi neden Kürtçe çekilmesin ki?

Kürt sinemasının mevcut gidişatını nasıl buluyorsunuz?

Bence Kürt sineması bir ivme kazandı. Festivallerde ödüller kazanıyorlar. Umarım bunun devamı gelir. Kürdistan’da ciddi bir festival eksikliği var. Amed ve Duhok film festivalleri var ama yetersiz. Kürt sinemasının gelişmesi için Kürdistan’ın her parçasında uluslararası festivallerin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Ayrıca desteklenen film sayısının da artması lazım. Politik iradenin belirlemeyeceği, sinemanın kendine has ölçüleri çerçevesinde filmlere verilecek desteklerin arttırılması, bağımsız fonların yaratılması ve filmlerin daha fazla izleyici ile buluşması için de dağıtım ağlarının oluşturulması gerekiyor.

Kürt sineması ve Amerikan sineması arasında bir köprü kurulabilir mi?

Neden olmasın? Avrupa sineması ile bir köprü kurabiliyorsak Amerika sineması ile niye kurulmasın? Bu köprüleri kuracak olan biraz da yapımcılardır. Kürt sinemasında pek yapımcı yok maalesef. Önemli olan kaliteli işler yapmaktır. Kürt sinemacıların daha çok festivallere katılması ve Kürtler’den de yapımcıların çıkması gerekiyor. Kürt sinemasının ayakları üzerinde durabilmesi için kendi imkânlarını yaratması şart.

IMG_8123

PORTRE / Erol Mintaş

Erol Mintaş 1983 yılında Kars’ta doğdu. Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği tamamladıktan sonra 2006 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Sinema-TV tezli yüksek lisans programına girmeye hak kazandı. Bitirme tezini Tarkovsky sineması üzerine yaptı. 2009’da Kristal Klaket Kısa Film Yarışması’ndan aldığı ödülle New York’a gitti. New York Film Akademisi’nde 2 ay sinema eğitimi aldı. Öğrenciliği sırasında birçok kısa filmde görüntü yönetmeni olarak çalıştı. 2008 yılında ilk kısa filmi “Butimar” ile yurt içi ve yurt dışında birçok önemli festivale katıldı ve dört ödül kazandı. 2010 tarihli ikinci kısa filmi “Berf”, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden en iyi film ödülünü kazandı ve birçok festivalde yarıştı. Mintaş, 2014’te çektiği “Klama Dayika Min (Annemin Şarkısı)” filmi ile çok sayıda ödüle layık görüldü.

http://rudaw.net/turkish/culture/11052015

Advertisements

About Ergulen Toprak

I am a reporter based in New York. I cover stories for Turkish and Kurdish media. My articles are mostly about the Kurdish and Turkish societies in the U.S. Most of them are feature stories, interviews and opinions that related the Kurdish issue and Turkish politics. My articles are being published in different languages, Turkish, Kurdish and English. https://myreportsny.wordpress.com/ Gazeteciliğe 2000 yılında başladım. Ankara ve İstanbul'da uzun yıllar çalıştım, Diyarbakır, Erbil'de de zaman zaman bulundum. Avrupa'da da çok sayıda konferans ve gezilere katıldım. 2011 yılından beridir New York'tayım. Daha çok siyaset ağırlıklı yazıyorum. Haberlerim üç dilde, Kürtçe, Türkçe ve İngilizce olarak yayinlaniyor. Bazı haberlerimi buradan takip edebilirsiniz. https://myreportsny.com/

Discussion

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Advertisements

Archives

Blog Stats

  • 494,151 hits

Follow MyReports on WordPress.com

Ergulen Toprak

myreportsny@gmail.com

Follow me on Twitter

Instagram

#mario :( #mario #lights #night #nyc #Monday #funday :)

MyReports on Twitter

%d bloggers like this: